13 Mart 2019 Haftalık İhracat Risk Raporu

Euler Hermes Ekonomik Araştırmalar
Haftalık İhracat Risk Görünümü

13 Mart 2019 


Manşetlerde


İngiltere: Brexit erteleniyor

Beklendiği gibi Başbakan May “çok az değiştirilmiş” Brexit anlaşması için de yeterli oy alamadı. Anlaşma karşıtı olan oylar anlaşmayı destekleyenlerden 149 oy fazlaydı (Ocak ayında bu fark 230 ile çok daha fazlaydı). Oy farkının yine çok olması başbakanın anlaşma için parlamentodan onay alma kapasitesini sorgulatıyor. Muhafazakarların yaklaşık 75 tanesi yine anlaşmaya karşı çıktı (Ocak ayındaki 118’e göre daha az) ve başbakanın koalisyonundan 10 Demokratik Birlik Partisi üyesi de yine anlaşmayı kabul etmedi. Çarşamba ve Perşembe günleri iki oylama daha yapılacak ve büyük ihtimalle bu oylamalardan 50. maddenin 29 Mart sonrasına uzatılması kararı çıkacak. Bu kararın geçerli olabilmesi için 21-22 Mart tarihlerindeki AB Zirvesinde tüm üye ülkeler tarafından oybirliğiyle kabul edilmesi gerekiyor. AB tarafı ayrılma sürecinin uzatılmasını kabul etmek için bazı şartlar öne sürebilir. Uzun süredir sürecin uzatılmasının birbiriyle ilişkili üç seçeneğe kapı aralayacak. Buna göre yeniden müzakere edilecek bir Brexit anlaşması yapılabilir, ikinci bir referanduma gidilebilir veya  kalıcı bir gümrük birliği kuracak yeniden müzakere edilmiş daha yumuşak bir Brexit anlaşması hazırlanabilir. Bizce parlamento üyeleri, üçüncü seçeneği, yani partiler arası fikir birliğiyle daha yumuşak bir Brexit’i zorluyor. Bu durum belirsizliğin yüksek kalmasına neden oluyor (“anlaşmaya varılamama” ihtimali yüzde 25’le sabit) ve GSYH büyümesini baskılıyor. 2019 yılında tahminimiz yüzde 1,2.   
 

Fransa: İhracat performansı güçlü
Almanya ve Çin’e dair büyüme endişeleri olmasına rağmen Ocak ayında ihracat performansı olumlu bir sürpriz yaptı. 2018 yılının aynı ayına göre ihracat 2,5 milyar Euro artış gösterdi. bu durum, ihracatın 2019 yılında ekonomik büyümeye yine ciddi bir katkı sağlayacağına işaret ediyor. 2018 yılında ihracatta 18 milyar Euroluk artış vardı. Bu sene bu artışın 14 milyar Euro olması bekleniyor. 2018 yılında; 4,4 milyar Euro ihracat artışı olan ABD’ye GSYH büyümesine yüzdelik bazda 0,2 puan, 2 milyon Euro ihracat artışı olan Çin’in GSYH büyümesine ise yüzdelik bazda 0,1 puan katkıda bulundu. 2019 yılının Ocak ayında bu hikaye devam etti ve her iki pazara da 0,8 milyar Euroluk ek ihracat yapıldı. Çoğu havacılıkla ilgili olan Ulaşım malzemeleri ve çoğu ilaç ve kozmetik olan kimyasallar bu ivmeden faydalanan başlıca ürünler. Diğer yandan Fransa’nın AB’de en çok ihracat yaptığı ilk beş ülkeye (Almanya, İspanya, İtalya, Belçika ve İngiltere) olan ihracatında Ocak ayında sadece 0,5 milyar Euro artış oldu. Bu durum, AB’nin çekirdek ekonomilerindeki düşük büyüme ivmesinin de bir yansıması olarak görülebilir. Fransa’nın dış ticaretindeki bu iyileşmeyi özetleyen en önemli göstergelerden biri de daralan cari işlemler açığı. 2018 yılında 17 milyar Euro azalan açığın 2019 yılında 6 milyar Euro azalması bekleniyor.


Gelişmekte olan ülkeler: Bir zamanlar...

Bir sene önce Gelişmekte olan Ülkelerden (GoÜ) ticarete açık olanlarda, imalat sanayi faaliyetleri güçlü ticari büyüme nedeniyle diğerlerinden çok daha iyiydi. O zamandan beri değişen çok şey oldu. ABD-Çin arasındaki ticari gelişmeler dışında otomobil ve telekomünikasyon hizmetleri gibi sektörlerde artan endişeler ticarette birçok belirsizliğin ortaya çıkmasına neden oldu. Sonuç olarak, ticarete açık GoÜ’nün Şubat ayında 49,1 olan toplam İmalat sanayi PM Endeksi son altı aydır 50 seviyesinin altında kaldı ve Mayıs 2009’dan beri görülen en düşük seviyeye indi. Çevresel kanunlar ve Çin’de otomobil tüketiminin azalması gibi birçok belirsizlik talebi etkiliyor. Tüm bu sebeplerden dolayı üreticilerin yüksek stok seviyeleriyle başa çıkmaları gerekiyor ve bu da üretimi olumsuz etkiliyor. Diğer yandan, ABD’de para politikasının daha yatıştırıcı olması nedeniyle GoÜ’ye sermaye girişleri yeniden başladı (Kasım’dan Şubat’a ayda ortalama 30 milyar dolar). İyileşen dış kredi koşulları kuşkusuz GoÜ için iyi olacaktır ama ticari belirsizliklerden dolayı bunun büyümeye yansıması zayıf kalabilir.
   

Mercekteki Ülkeler
ABD: İstihdam ve perakende satışlar çok zayıf

Şubat ayında istihdamda 180 bin kişilik artış olması beklenirken gerçekleşen sadece 20 bin kişilik bir artıştı. Bunun nedenleri; önceki iki ayda istihdam artışlarının çok güçlü olması (hata bandı +/-100 bin kişi), kötü hava koşullarının inşaat sektöründe istihdamın 30 bin kişi azalmasına neden olması (sektörde görülen son sekiz yıldaki en büyük istihdam kaybı) ve daha zayıf bir ekonomi olarak sayılabilir. Tüm hizmet sektörlerinin toplamında ise istihdam artışı sadece 53 bin kişi oldu. Halbuki hizmet sektörleri toplamında aylık ortalama istihdam artışı son 12 ayda 166bin kişiydi. Hükümetin yeniden açılmasıyla işsizlik oranı yüzde 4’ten yüzde 3,8’e düştü ve eksik istihdam oranı yüzde 8,1’den yüzde 7,3’e geriledi. Ücretler aylık olarak yüzde 0,4 artarak yıllık artışı yüzde 3,4’le son 10 senenin en yüksek rakamına taşıdı. İstihdam artışındaki zayıflama ve artan ücretler işverenlerin istihdam için cazip koşullar sunduğunu ama işe almak için doğru kişileri bulamadığını öne sürüyor. Ocak ayında perakende satışlar aylık yüzde 0,2 arttı ama Aralık ayındaki düşüş aylık -yüzde 1,2’den -yüzde 1,6 gibi çok kötü bir orana revize edildi. Satışlar yıllık yüzde 2,3 artarken çekirdek satışlar yıllık yüzde 2,7 arttı (altı ayki hızının yarısından az).         


Çek Cumhuriyeti: Mart sonunda faiz artışı gelebilir

3. çeyrekte yıllık yüzde 2,6 olan GSYH büyümesi son çeyrekte yüzde 3,2’ye çıktı. Böylece, 2017 senesinde 4,4 olan büyüme, 2018 yılının tamamı için yüzde 3’e çıktı. Büyümeyi sürükleyen neredeyse tek başına yurtiçi talep oldu. Geçen sene ise büyüme hem iç hem dış taleple beraber daha geniş tabanlıydı. 2018 yılında sabit yatırımlarda özellikle de artan makine, altyapı ve konut harcamalarından dolayı yüzde 10,2’lik belirgin bir artış oldu. 2018 yılında tüketici ve kamu harcamaları sırasıyla yüzde 3,2 ve yüzde 3,9 arttı. Kamu harcamalarındaki artış yılın ikinci yarısında yıllık ortalama yüzde 5’ti. Bunda, kamuda ücretlerdeki artış ve sene ortasında ekonomide soğumaya rağmen artan mali canlandırma etkili oldu. İhracatta ise 2017 yılında yüzde 6,7 olan artış yavaşladı ve yüzde 4,5’e geriledi. İthalat artışı yüzde 6’yla sabit kaldı. İhracatın yavaşlaması ve ithalatın hızını korumasıyla net ihracat 2018 yılı büyümesinden yüzdelik bazda 0,8 puan çaldı (2017 yılında yüzdelik bazda 1,1 puan katkı yapmıştı). Diğer yandan, 2018 sonunda yüzde 2, Ocak ayında yüzde 2,5 olan enflasyon Şubat ayında hızlanarak yıllık yüzde 2,7 oldu. Son çeyrekte büyümenin güçlenmesiyle birlikte enflasyonun artması Mart sonunda politika faiz oranında bir artışa gidilmesi ihtimalini kuvvetlendiriyor.

Kenya: Olunmak istenecek yer
Kenya giderek daha fazla ilgi çekiyor. 2018 yılı büyüme rakamları henüz tam olarak yayınlanmadı ama 2017 yılında yüzde 4,9 olan büyümenin 2018’de toparlanarak yüzde 6’ya çıkmış olması mümkün. Kenya’da büyüme çoğu Afrika ülkesine göre çok daha geniş tabanlı Tarım, ticaret, ulaşım, telekom ve inşaat gibi çok farklı sektörlerden büyümeye belirgin katkılar geliyor. Bu da ülkenin bölgede ticaret ve lojistik üssü olma isteğini ortaya koyuyor. Bunu ortaya koyan bir diğer işaret de Etiyopya ile ilişkilerin iyileştirilmesi, Uganda ve Rwanda arasında arabuluculuk yapması gibi artan diplomatik faaliyetler. Ayrıca, Kenya reformlar bakımından da hızlı (Dünya Bankasının son “iş yapma” anketinde 61. sırada) ve bu bağlamda attığı adımlardan biri de şehirleşme alanında yer alıyor. Bunun için ülke kentsel alan olarak tanımlanan bölge büyüklüğünü düşürerek temel altyapılara ulaşım konusunda iyileşme sağlamaya çalışıyor. Söz konusu altyapı faktörlerinden biri de elektrik. Ülkede elektriğe ulaşımın Meksika gibi orta gelirli bir ülke seviyesine çıkarılması için 2030 yılına kadar 100 milyar dolarlık ek harcama yapılması gerektiğini tahmin ediyoruz. Bu bağlamda doğru finansman çok önemli olacak çünkü doğrudan yabancı yatırım girişleri cari işlemler açığının sadece yüzde 16’sını finanse edebiliyor.

Çin: İhracat ve ithalatta 2. çeyrekte neler olacak?
Şubat ayında ABD doları cinsinden ihracat yıllık yüzde 20,7’lik keskin bir düşüş gösterdi ve ithalat yüzde 5,2 küçüldü. Şimdilik yurtiçi ve yurtdışı talebi bununla ilgili suçlamak için henüz erken çünkü Çin Yeni Yılı tatili genelde Ocak ve Şubat ayı rakamlarını etkiliyor. Gerçekleri daha net görebilmek için ilk iki ayın ortalamasını almak mevsimselliği azaltmak açısından daha doğru olabilir. Bu şekilde bakıldığında ihracat ve ithalattaki düşüş Ocak ayında yıllık yüzde 4,6, Şubat ayında yüzde 3,1 oluyor. 2. çeyrekten itibaren bu eğilimin tersine dönmesini bekliyoruz. Çin gümrükler şefine göre Mart ayının ilk dokuz gününe bakıldığında ihracatta yıllık yüzde 39,9 artışla güçlü bir toparlanma olabilir. Biz de Çin ve ABD’nin 2 çeyrekte bir ticari anlaşmaya varmaları varsayımıyla bu görüşe katılıyoruz. Yurtiçi talebin; genişletici politikalar (GSYH’nin yüzde 5’i civarında bir bütçe paketi) ve daha eli bol para koşullarıyla desteklenecek olmasından dolayı ithalat da biraz ivme kazanacaktır. 2019 yılında büyümenin yüzde 6,4 ile görece güçlü kalmasını bekliyoruz.   

 

Takvim / Neleri Takipte Olacağız?
14 Mart Almanya Şubat ayı enflasyon (final)
14 Mart İrlanda 4.Ç. GSYH (ilk tahmin)
14 Mart Slovakya Şubat ayı enflasyon
14 Mart Türkiye Ocak ayı sanayi üretimi
14 Mart Ukrayna Merkez Bankası toplantısı
14 Mart ABD Ocak ayı yeni konut satışları
15 Mart Euro Bölgesi Şubat ayı enflasyon (son)
15 Mart Polonya Şubat ayı enflasyonu
15 Mart ABD Şubat ayı sanayi üretimi
18 Mart Euro Bölgesi Ocak ayı mal ticareti
18 Mart Japonya Şubat ayı ihracat
18 Mart ABD Şubat ayı konut piyasası endeksi
19 Mart İngiltere Ocak ayı ücret artışları
19 Mart ABD Ocak ayı fabrika siparişleri
20 Mart ABD Fed açıklaması


FERAGATNAME
Bu değerlendirmeler her zaman aşağıdaki feragatnameye tabidir.
Bu materyal, bir Allianz şirketi olan Euler Hermes SA tarafından yayınlanmıştır ve sadece bilgilendirme amaçlıdır, tavsiye amaçlı değerlendirilmemelidir. Bu bilginin alıcıları kendi bağımsız değerlendirmelerini yapmalıdır ve sadece bu bilgilere dayanarak harekete geçmemelidir. Bu materyal, bizim onayımız olmaksızın çoğaltılmamalı ve hiçbir belgeye eklenmemelidir. Yasaklanmış̧ olabileceği hiçbir yargı alanında dağıtımına kalkışılmamalıdır. Bu bilginin güvenilirliği bağımsız olarak Euler Hermes tarafından doğrulanmamıştır ve bilginin doğruluğu ile bütünlüğü hakkında Euler Hermes hiçbir şekilde (söyleyerek veya ima yoluyla) temsil veya garantide bulunmamakta, bu bilgiye güvenmek ve onu kullanmak nedeniyle doğabilecek hiçbir sorumluluk ve yükümlülüğü kabul etmemektedir. Aksi belirtilmedikçe, sadece Euler Hermes Finans Departmanı’nın tüm görüş ve tahminleri bu tarihten itibaren hiçbir bildirim olmaksızın değiştirilebilir. Euler Hermes SA, Fransa Mali Pazar Yetkilisi tarafından yetkilendirilmiş ve düzenlenmiştir.
Bu değerlendirmeler aşağıdaki feragatnameye tabidir.


Geleceğe Dair İfadelerle İlgili Temkin Notu: Burada yer alan ifadelerin bazıları gelecekle ilgili beklentiler ve yönetimin mevcut görüş ve varsayımlarına dayalı ileriye dönük ifadeler olabilir. Bu ifadeler bilinen ve bilinmeyen riskler içerdiğinden bu durum, gerçek sonuçların, performansın veya olayların, bu ifadelerde belirtilen veya ima edilenden farklı olmasına yol açabilir. Metin içeriği gereği ileriye yönelik ifadelerin yanı sıra, “olabilir”, “olacaktır”, “olmalıdır”, “beklenmektedir”, “planlanmaktadır”, “amaçlanmaktadır”, “beklemektedir”, “inanmaktadır”, “tahmin etmektedir”, “öngörmektedir” veya “devam etmektedir” gibi kelimeler ileriye yönelik ifadelere örnek teşkil etmektedir. Gerçek sonuçların, performansın veya olayların, bu ifadelerde belirtilenden farklı olmasına yol açan sebepler, bunlarla sınırlı olmamak kaydıyla şöyle sıralanabilir: (i) genel ekonomik koşullar özellikle de Allianz SE’nin temel iş kolundaki ve ana pazarlarındaki ekonomik koşullar, (ii) gelişmekte olan piyasalar da dahil olmak üzere finans piyasalarının performansı, (iii) sigortalı zarar olaylarının ciddiyeti ve sıklığı, (iv) hastalık ve ölüm oranları ve trendleri, (v) kalıcılık seviyeleri, (vi) kredi temerrütlerinin boyutu (vii) faiz oranları, (viii) Euro-Dolar paritesi de dahil olmak üzere döviz kurları, (ix) değişen rekabet düzeyleri, (x) para yığılması ve Avrupa Para Birliği de dahil olmak üzere kanun ve yönetmeliklerdeki değişiklikler, (xi) Merkez Bankalarının ve/veya yabancı hükümetlerin politikalarındaki değişiklikler, (xii) şirket alımlarının etkileri ve ilgili birleşme konuları, (xiii) yeniden yapılanma önlemleri ve (xiv) genel rekabet faktörleri (her durum için yerel, bölgesel, ulusal ve/veya global bazda). Bu faktörlerin çoğunun terörist faaliyetlerin sonucunda meydana gelmesi veya kuvvetlenmesi daha muhtemeldir. Burada bahsi geçen konular zaman zaman Allianz SE’nin ABD Menkul Kıymetler ve Borsalar Komisyonu’na sunduğu dosyalarda açıklanan riskleri ve belirsizlikleri de içerebilir. Grup, burada yer alan geleceğe dair bilgilerin güncellenmesi konusunda hiçbir yükümlülük üstlenmemektedir.