25 Temmuz 2019 Haftalık İhracat Raporu

 

İngiltere: Yeni Başbakan, eski umutlar

Beklendiği gibi 24 Temmuz’da Muhafazakar Parti liderliğine Boris Johnson geldi. 92 oya karşı 153 oy, bir başka deyişle oyların yüzde 66’sı ile İngiltere Başbakanı oldu. Johnson ilk konuşmasında amacının altını çizdi: 31 Ekim’de bir anlaşma olsun veya olmasın AB’den çıkış. AB Konsey Başkanı Donald Tusk, Johnson’a ilettiği tebrik mektubunda AB ile yapılacak Brexit müzakerelerinin kolay olmayacağı izlenimini verdi. Ayrıca, yeni Başbakanın parlamenter çoğunluğu da hassas bir denge noktasında. Muhafazakar partinin 639 milletvekilinden 310 tanesinin oy kullanma yetkisi varken muhalefetin toplam 318 oy hakkı bulunuyor. Şu ana kadar DUP (Kuzey İrlanda merkezli Demokratik Birlik Partisi), Muhafazakarların küçük ortağı olmuştu ama Johnson’ın parlamentonda çoğunluk sağlayabilmesi için onları da (parlamentoda 10 koltuğa sahipler) ikna etmesi gerekecek (özellikle de İrlanda sınırı konusunda). Ancak hatırlamak gerekirse DUP, Theresa May’in AB ile yapmak istediği anlaşmayı her üç seferde de reddetti. Johnson, Kuzey İrlanda ve İrlanda arasında fiziksel sınır oluşturulmasının önlenmesini amaçlayan “backstop” planının tamamen rafa kaldırılacağını ve hiçbir şekilde İrlanda sınırında kontrollere izin verilmeyeceğini açıkladı. Eylül sonunda gerçekleşebilecek bir erken seçim (yada ikinci bir referandum) riski arttı. 50.Maddenin 2020 sonuna kadar uzatılmasını bekliyoruz.            

 

AMB: Para politikasında gevşeme

Temmuz ayı para politikası toplantısında Avrupa Merkez Bankası (AMB); Euro Bölgesinde büyüme görünümündeki durgunluk ve devamlı hedefin altında kalan enflasyondan dolayı yeni canlandırıcı önlemler için kapıyı araladı. Faiz oranlarında daha fazla indirimin önünü açmak için AMB sözle yönlendirme (forward guidance) tonunda değişikliğe giderek faiz oranlarının en azından 2020 yılının ilk yarısında “mevcut seviyelerinde kalacağını yada daha da düşeceğini” açıkladı. Ayrıca, AMB Başkanı Mario Draghi merkez bankası için daha fazla politika seçeneği bulmaya çalıştıklarını belirtti. Bunlar arasında; faizlere yönelik sözlü yönlendirmenin kuvvetlendirilmesi, negatif faiz oranlarının istenmeyen yan etkilerinin hafifletilmesine yönelik önlemler alınması, parasal genişleme programının yeniden başlatılması (hacimsel ve bileşenler olarak) yer alıyor. Başkan ayrıca AMB’nin enflasyon hedefine yönelik kararlılığının da bir kez daha altını çizdi. AMB’nin Eylül ayında; sıralı sistemle mevduat oranlarında 10 baz puanlık indirim (yüzde -0,5’e) ve parasal genişleme programının yeniden başlatılmasını içeren bir para politikası paketi açıklamasını bekliyoruz. Parasal genişleme programı kapsamında; aylık 30 milyar Euroluk alımlar olmasını, şirket ve uluslarüstü tahvillere daha fazla odaklanılmasını ve ulusal tahvillere yönelik ihraç sınırının yükseltilmesini öngörüyoruz. Sonuç olarak,  AMB parasal politikasının çok daha uzun süre, en azından 2021 yılı boyunca gevşek (belki daha gevşek) kalmasını bekliyoruz.        

 

Fransa: Arabamın arka koltuğu

Fransız sanayi sektörü güven endeksi yeni bir dip gördü ve bunun en büyük sorumlusu da otomotiv sektörü. İmalat sanayii sektöründe güven endeksi Temmuz ayında yine en düşük seviyelerinden birini kaydederek 100,7 puanla Mart 2015’te gözlenen seviyelere geriledi. Burada en çok dikkat çeken unsurlardan biri azalan siparişler. Temmuz ayında 5,8 aylık seviye ile bir yıl öncesine göre neredeyse bir ay geride. Zayıflamayı en çok hissedecek kesim geçtiğimiz sene neredeyse 2 aylık sipariş kaybı yaşayan (şu anda 6,5 aylık) otomotiv üreticileri ve bu ne yazık ki sektörün siparişlerindeki ilk düşüş değil. Mayıs-Haziran döneminde de otomotiv tescillerinde (yıllık ortalama) yüzde 4,5’lik bir düşüş olmuştu. Ancak bu sefer otomotiv üreticileri artan stoklardan dolayı zarar görmedi çünkü üretimlerini bunu telafi edecek şekilde önceden ayarlayabildi. Yine de bu; elektronik ürünler, metal ve plastikler gibi sektör tedarikçileri için de daha az satış anlamına geliyor ve söz konusu alt sektörlerde bundan dolayı stoklarda devamlı artış oldu. Kapasite kullanım oranları da tabii bu durumlardan etkileniyor. Temmuz ayında imalat sanayii sektöründe kapasite kullanım oranı yüzde 83,4’e geriledi (bir önceki çeyreğe göre yüzdelik bazda 1,2 puanlık düşüş). Önümüzdeki birkaç ay içinde sanayi üretiminin durgunluğa girmesi mümkün.       

ABD: Konut piyasasında duraklama

 

ABD konut piyasası sallantıda kalmaya devam ediyor. Mevcut konut satışları Haziran ayında aylık yüzde 1,7’lik ve yıllık yüzde 2,2’lik düşüş gösterdi. Yeni konut satışları aylık bazda yüzde 7 artmış olsa da beklentilerin altında kaldı çünkü Nisan ve Mayıs aylarında yeni konut satışlarında da sırasıyla yüzde 5,1 ve yüzde 8,2’lik düşüşler olmuştu. Bu veri biraz oynak olduğundan verinin üç aylık hareketli ortalamalarını takip etmek tablonun daha net görülmesini sağlıyor. Ancak bu şekilde bakıldığında bile yeni konut satışlarının yıllık artışının yüzde 0,6’ya gerilediği gözleniyor. Haziran ayında mevcut konut fiyatları yüzde 4,3 artarken yeni konut fiyatlarında bir değişiklik olmadı. Fiyatlar bu problemi oluşturan sebeplerden biri. Şöyle ki, resesyondan bu yana mevcut konut fiyatları yüzde 57 ve yeni konut fiyatları yüzde 45 artarken ücretler sadece yüzde 26 arttığı için birçok kişi için ev almak zorlaştı. Sektördeki zayıflık Haziran ayında düşüş gösteren konut başlangıç ve izinlerine de yansıdı. Kongre ve Başkan bütçe ve borç tavanının arttırılması konusunda anlaştı. Bu anlaşma, ekonomi üzerinde seyreden belirsizlikleri ortadan kaldırsa da Hazine’nin Eylül ayında nakde sıkışması durumunda hükümetin greve gitmesi olası (“government shutdown: hükümetinin çalışmalarını askıya alarak tüm zorunlu olmayan federal hizmetlere ara vermesi).

Mercekteki Ülkeler

Latin Amerika: Para politikaları kurtarıcı olacak mı?

Fed’in ticari gerilim ve zayıf yurtiçi faaliyetlerden dolayı faiz artışlarını durdurması Latin Amerika ülkelerinin yılın ilk yarısında görünümlerini düzeltmelerine yetmedi. Artık Fed’in faiz indirimlerine gitmesi beklendiğinden ve küresel enflasyonist baskılar ortadan kalkmaya başladığından Latin Amerika merkez bankalarının da koroya katılması ve ekonomilerini canlandırmak için faiz indirimlerine başlaması bekleniyor. Brezilya’dan ay sonunda bir faiz indirimi gelmesi mümkün. Emeklilik reformuyla ilgili ilerleme kaydedilmesi ve enflasyonun yüzde 4,25 hedefinin altına gerilemesi (Haziran ayında yıllık yüzde 3,4) buna izin verebilir. İlk çeyrekte ekonomik faaliyetlerde daralma vardı ve ülke hâlen yeniden bir ekonomik iyileşme kaydetmekte zorlanıyor (Nisan ayında aylık yüzde -0,3, Mayıs ayında yüzde 0,5). Meksika’da siyasi riskler yüksek kalmaya devam etse de, para politikası şu ana kadar inatçı yüksek enflasyondan dolayı (Brezilya’nın aksine) sıkı seyrediyordu. Burada para politikasında aşamalı bir gevşeme resesyona yakın olan ülke ekonomisi için destekleyici olabilir. Şili ve Peru’da merkez bankaları parasal canlandırma hamlelerini uzatmayı planlıyor. Kolombiya’da da henüz daha fazla faiz indirimine dair bir veri olmasa da para politikasının destekleyici olmaya devam etmesini bekliyoruz.   

Euro Bölgesi: KOBİ’ler için kredi koşulları ikinci çeyrekte sıkılaşıyor

Avrupalı KOBİ’ler için kredi koşullarında 2. çeyrekte sıkılaşma yüzde 5’lik olurken (örneğin, bankaların iç tüzükleri veya kredi onay koşulları) büyük şirketler için koşullar neredeyse aynı (yüzde 1) kaldı. Bu durum, koşullarda gevşeme öngören bankaların beklentileriyle ters düştü ve böyle olması da ekonomik görünüme dair endişeler ve risk iştahsızlığında artışı yansıtıyor. Büyük Euro Bölgesi ülkeleri arasında; Fransa, İtalya ve biraz daha az olmakla beraber Almanya’da şirketlere sağlanan kredi koşullarında ciddi sıkılaşma var. İspanya’da koşullarda bir değişiklik yok gibi. Hollanda da ise koşullar gevşemeye devam ediyor. Şirketlerin kredi başvurularından reddedilenlerin toplama oranı rekor seviyelere ulaşmak üzere. Ancak, 2. çeyrekte hâlen düşük olan faiz oranları ve sabit yatırım yapma isteği nedeniyle kredi talebi yüksekti (yine de önceki çeyreğe göre daha düşüktü). Bankalar şirketlerin kredi talebinin 3. çeyrekte güçlü kalmasını bekliyor.     

Güney Afrika: Zor ikilem

Güney Afrika, para politikasını gevşetmeye gitmekle, bunun büyüme ve borç üzerinde yaratabileceği kartopu etkisi arasında giderek daha da ikilemde kalıyor. Güney Afrika Merkez Bankası diğer bazı gelişmekte olan ülkelerle birlikte (Kore ve Endonezya) Fed’den önce faiz indirimine başlayan ülkeler arasında yer aldı. Gösterge faiz oranı Kasım 2018’de aynı oranda bir artışa gidilmesinden sonra 25 baz puanlık indirimle yüzde 6,5’e çekildi. Ancak, düşük büyüme oranları artık altı yıldır devam ettiği için (ki 2019 yılında da büyüme beklenmiyor) bütçe açığı giderek baskı altında kalıyor ve sene sonunda GSYH’nin yüzde 5’ine ulaşması mümkün. Büyümenin düşük kalmasının yapısal sebepleri var. Bunlardan en önemlisi yatırım ve finansmanın uzun süredir eksik olduğu elektrik sektöründe üretiminin yetersiz olması. Eskom’un finansman ihtiyacından dolayı (önümüzdeki üç sene içinde hükümetin 9,2 milyar dolarlık yani GSYH’nin yüzde 2,5’i finansman sağlaması gerekiyor) şu anda ekonomide hem borç hem de vergiler bakımından yukarı yönde bir risk söz konusu. Bu da 2020’de bile büyümenin (yüzde 1 bekliyoruz) çok iddialı olamayacağı anlamına geliyor.    

Güney Kore: Ekonomi politikası devrede

Ticari gerilimler Asya ticaret ağlarını olumsuz etkilemeye devam etse de Kore yılın ikinci çeyreğinde çeyreklik bazda yüzde 1,1’lik büyüme kaydederek resesyondan kaçınmayı başardı. İlk çeyrekte ekonomi çeyreklik bazda yüzde 0,4 küçülmüştü. Ekonomi politikaları destekleyici çizgide. Geçtiğimiz hafta Merkez Bankası politika faiz oranında 25 baz puan indirime giderek oranı 2016 yılından beri ilk kez yüzde 1,5’e çekti .2019 yılının ilk yarısında enflasyon yıllık ortalama yüzde 0,6’ydı. Hükümet, kısmen geçen senenin bütçe fazlasını da kullanarak (2018’de bütçe fazlasının GSYH’ye oranı yüzde 2,8, 2019 yılında ise yüzde 1,6’ydı) Nisan ayında; hava kirliliği ile mücadele ve ihracatı desteklemek için mali canlandırma önlemlerini uygulamaya koydu. İkinci çeyrekte büyümedeki toparlanma aslen hükümet harcamalarındaki artışla (2019 2. çeyrek yıllık yüzde 7,3) sağlanan yerel hizmetler sayesinde gerçekleşti (sağlık ve sosyal harcamalar da dahil). Haziran ayında ihracat nominal olarak yıllık yüzde 13,5 azaldı (yılın ilk yarısında ortalama yüzde -8) ve bunda en çok azalan teknoloji (çoğu yarıiletkenler olmak üzere) ve petrokimya ürünleri ihracatı etkili oldu. Veriler fiyatlardaki düşüşün hacimden (yılın ilk yarısında yüzde 0,3 arttı) daha fazla olduğunu gösteriyor ve diğer sektörlerin ihracatlarında hâlen artış var. Politika desteği sayesinde GSYH büyümesinin 2019 yılında sert bir inişten yaşamamasını (yüzde 2,2) bekliyoruz.