31 Ekim 2019 Haftalık İhracat Raporu

 

 

Manşetlerde

ABD: Fed indirime gitti. 3. çeyrek GSYH verisi sağlam

Beklendiği gibi Fed faiz oranlarında yüzde 0,25’lik bir indirime giderek faiz aralığını yüzde 1,5 - 1,75 seviyesine çekti. Kurum, indirime eşlik eden açıklamasında küresel ekonomik görünümle ilgili olumsuz gelişmeler ve enflasyonla ilgili baskı olmamasının kararında etkili olduğunu belirtti. Fed’in açıklamasında, geleceğe yönelik faiz kararlarından ‘eylemler’den ziyade ‘değerlendirmeler’ olarak bahsetmesi ve Powell’ın Fed üyelerinin mevcut para politikası duruşunun ilerisi için de uygun olduğunu düşündüğünü belirtmesi önümüzdeki dönemde faiz artışlarının askıya alınabileceğini işaret ediyor. Biz, Aralık ayında bir faiz indirimi daha olabileceğini ve 2020 yılı başında da ABD ekonomisi zayıflamaya devam edeceği için iki indirim daha gelebileceğini düşünüyoruz. Üçüncü çeyrek GSYH büyümesi çeyreklik bazda yıllıklandırılmış olarak yüzde 1,9’la beklentilerden biraz daha güçlü geldi ve bunda yüzde 2,9’luk sağlam tüketim harcamaları etkili oldu ama bu oran, bir önceki çeyrekte yüzde 4,6’ydı. Ticarete yönelik belirsizlikler iş çevrelerinde yatırımları olumsuz etkileyerek yüzde 3 azalmaya neden oldu (üst üste ikinci kez düşüş). Ancak, konut yatırımlarında yüzde 5,1 ile son yedi çeyrektir ilk kez artış görüldü. 2019 ve 2020 yılları için sırasıyla yüzde 2,4 ve yüzde 1,6 olan büyüme tahminlerimizi korumaya devam ediyoruz.

Euro Bölgesi: Kış yumuşak geçecek görünüyor

Euro Bölgesi GSYH büyümesi 2019 yılı 3. çeyrekte yüzde 0,2’yle bizim tahminlerimiz çerçevesinde ama genel beklentilerin üzerinde gerçekleşti. Öncü göstergeler yurtiçi talebin (aslen özel tüketim harcamaları ve inşaat harcamaları) yurtdışı ticarete yönelik kayıplar ve imalat sanayindeki resesyonu telafi edebileceğine işaret ediyor. Ekim ayında şirketlerin stoklara yönelik değerlendirmelerinin istikrara kavuşması iyi haber ama stokların halen yüksek olması 2020 yılının ilk çeyreğine doğru imalat üretiminde aşağı yönde bir kez daha düzeltme olabileceğini gösteriyor. Gerçekten de, ihracata yönelik siparişler durağan ve 2013 yılından beri görülen en düşük seviyede. Bu da, ihracata yönelik çok olumlu bir gösterge değil. Tüm bunlar, GSYH büyümesinin son çeyrekte çeyreklik bazda yüzde 0,2 ile yavaş kalacağını ve 2020 yılının ilk çeyreğinde daha da yavaşlayarak yüzde 0,1’e gerileyeceğine işaret ediyor. 2020 yılının ilk çeyreğinde yavaşlamanın artmasında; İngiltere ve ABD ekonomilerinin daralması ve Kasım ortasından itibaren ABD’nin Avrupa’dan ithal edilen araçlar üzerindeki gümrük vergilerinde artışa gitmesi etkili olacak. Avrupa Merkez Bankası’nın 2020 yılında ortaya koyacağı ek önlemler (Mart ve Eylül aylarında ek iki faiz indirimi ve Nisan’dan itibaren parasal genişlemenin hızının arttırılması) ve bütçe harcamalarının biraz daha arttırılması, çeyreklik büyüme hızının 2020 yılının ikinci yarısında ortalama yüzde 0,4 olmasına yardımcı olacaktır. Euro Bölgesi’nin 2020 yılında en iyi ihtimalle yüzde 0,1 büyümesini bekliyoruz.

Fransa: Sonbahar yaprakları

İkinci çeyrekte, yüzde 0,35 olan GSYH büyümesi 3. çeyrekte hafif bir yavaşlamayla yüzde 0,25’e geriledi. Bu yavaşlamada sanayi sektöründeki resesyonun etkili olduğu görüldü. Şirketler ve kamu kesimlerinin yatırım harcamalarının sürüklediği yurtiçi talebin büyümesi neredeyse aynı kaldı (ikinci ve üçüncü çeyrekte yüzde 0,5). Tüketici harcamaları bakımından değerlendirildiğinde; konut ve dayanıklı mal kategorileri en iyi, gıda ve enerji kategorileri ise en kötü performans gösteren sektörler. Genel olarak bakıldığında yurtiçi talep hala; gelirlerdeki artış (mali canlandırma sonucu) ve uzun dönemli harcamaların finansmanına destek sağlayan düşük faiz ortamı tarafından destekleniyor. Ancak, net ihracat büyümeye ciddi bir kayıp yaşattı (yüzdelik bazda 0,4 puanlık negatif katkı). Bu da, yurtdışı talebin düşük olduğunu ve stoklarda artışın devam ettiğini (büyümeye yüzdelik bazda 0,15 puanlık katkı) gösteriyor. Sonuç olarak, sanayi sektöründeki resesyon artık resmileşti. İmalat sanayiinde üretim 2. çeyrekte yüzde 0,5 ve 3. çeyrekte yüzde 0,4 azaldı. Öncü göstergeler son çeyrekte ekonominin zayıflayacağına işaret ediyor. Büyümeyi destekleyen dengeleyici faktörler yine aynı kalacak (mali canlandırma önlemleri, inşaat sektörü). Böylece, 2019 ve 2020 yıllarında büyümenin yüzde 1,2 kalması mümkün olacaktır.

İtalya: Resesyon yok ama aşağı yönlü riskler hâlen çok

2019 yılı üçüncü çeyreğinde İtalya’da GSYH bir önceki çeyreğe göre artarak yüzde 0,1 büyüdü. Yıllık bazda bakıldığında büyüme yüzde 0,3 ile 2019’un en hızlı rakamına ulaştı. Olumlu yandan bakılacak olursa İtalyan ekonomisi bu sene resesyona girmeyi önlemiş olsa da 2018 yılının ilk çeyreğinden beri havanda su dövülmüş oldu çünkü; olumsuz yurtdışı ortam ve yurtiçinde siyasi belirsizliklerin artması ülke için kaldırabileceğinden fazla bir yük yarattı. Önümüzdeki dönemde siyasi belirsizliklerin de biraz daha azalmış olmasıyla (Eylül ayı başında AB yanlısı PD&M5S koalisyonu iş başı yaptı ve Avrupa Merkez Bankası yeniden ek destekleyici tutum sergilemeye başladı) yurtiçi talep az da olsa yeniden güçlenecektir. Ancak, geçtiğimiz hafta Umbria’daki bölgesel seçimlerde Salvini’nin Lega partisinin açık ara zaferi siyasi görünümün henüz tamamen berraklaşmadığını gösteriyor. Yurtdışı talebe yönelik olumsuzluklar da önümüzdeki seneye kadar İtalyan ihracatçılarının sağlamlığını test etmeye devam edecektir. Tüm bunlar birlikte ele alındığında GSYH büyümelerinin oldukça az hızlanmasını ve 2019 ve 2020 yıllarında sırasıyla yüzde 0,2 ve yüzde 0,4 olmasını bekliyoruz.

Mercekteki Ülkeler

Arjantin: Seçim sonucu sürpriz değil ama ufukta belirsizlik ve daha zor zamanlar var

Alberto Fernandez devlet başkanlığı seçimini yüzde 48 oy ile kazandı. Bu durum zaten Ağustos’ta gerçekleşen ön seçim sonrasından itibaren büyük oranda fiyatlandırılmıştı. Görevdeki başkan Macri oyların yüzde 40’ını aldı ama koalisyonun Kongrede ciddi bir ağırlığı olması bekleniyor. Arjantin ekonomisi şu anda 2015 yılına göre daha kötü bir konumda; Borçların GSYH’ye oranı Macri döneminde neredeyse iki katına çıktı ve şu anda yüzde 100’e yakın. İşzilik oranı yüzde 10,1 seviyesinde ve enflasyon yüzde 50’yi geçti. 2017 yılında yüzde 25,7 seviyesine gerileyen yoksulluk oranı yüzde 35,4 seviyesine tırmandı. Daha da kötüleşen finansman koşullarının tüketicileri ve şirketleri olumsuz etkilemesi, siyasi risklerin artması ve tüm bunların iş ortamını baskı altında bırakarak ödeme güçlüklerine yönelik riskleri arttırmasıyla ülkede uzun süreli bir resesyon bekliyoruz (bu sene yüzde -3, seneye yüzde - 4’lük küçülme). Fernandez’in politika platformu aslında bizim liberal olmayan çevrim söylemimize uyuyor (Borcun yeniden yapılandırılması, yurtiçi tüketim harcamalarını canlandırarak büyümenin yeniden canlandırılması için müdahale edilmesi). Ancak ekonominin konumu da bunun için çok fazla esneklik sağlamıyor. Kamu borçlarının yeniden yapılandırılmasına dair ciddi riskler de halen ortada. (Fernandez’in yüzde 20’lik bir iskonto imasında bulunduğu sermaye iskontoları veya düzensiz bir borç temerrüdü)

Rusya ve Ukrayna: Doğu Avrupa’da da parasal gevşeme

Rusya Merkez Bankası geçtiğimiz hafta gösterge politika faiz oranını 50 baz puan indirerek yüzde 6,5 seviyesine çekti ve indirimle ilgili kararında beklenenden daha hızlı gelişen enflasyon düşüşünü ve azalan enflasyon beklentilerini etkili olduğunu açıkladı. Ağustos ayında yıllık yüzde 4,3’e gerileyen manşet enflasyon Eylül ayında yüzde 4’e ve Ekim ayının ilk yarısında yüzde 3,8’e indi. Sene sonuna kadar enflasyonun daha da azalarak yüzde 3,5’e gerilemesini ve 2020 yılında da ortalama enflasyonun yüzde 3,8 olmasını bekliyoruz. Bu da ekonomik görünümün de kasvetli olduğu düşünüldüğünde para politikasında gelecek çeyreklerde daha fazla gevşemeye izin verecektir. GSYH’nin 2019 yılında yüzde 0,7 ve 2020 yılında yüzde 1,1 büyümesini bekliyoruz. Geçtiğimiz hafta Ukrayna Merkez Bankası da politika faiz oranında 100 baz puanlık indirime giderek oranı yüzde 15,5 seviyesine çekti. Bu kararın uygun olduğunu düşünüyoruz. Enflasyon eylül ayında yıllık yüzde 7,5 seviyesine gerilediğinden ve sene sonunda yüzde 7 olmasını beklediğimizden ülkenin genel para politikası halen ‘temkinli’ bir duruş sergilemeye devam ediyor. Enflasyonun azalmasında UAH’nın 2019 yılında sene başından bu yana USD karşısında yüzde 9 değer kazanması sürükleyici oldu. 2020 yılında kurun ve enflasyonun ortalama yüzde 6,8 ile istikrara kavuşmasını bekliyoruz.

Afrika: Dünya Bankası İş Yapma anketindeki iyileşme ne kadar gerçek?

Dünya Bankası’nın son ‘İş Yapma Anketi’nde birçok Afrika ülkesi en fazla iyileşme gösteren ülkeler arasında yer alıyor ama henüz iyileşmenin uygulamada hissedildiği çok söylenemez. Nijerya’nın sıralamadaki artışı (131.sıra) güçlü ve aslen “kredi sağlama (getting credit)” başlığı altında küresel olarak 15. sıraya yerleşmesinden kaynaklanıyor. Ancak, ülke içine bakacak olursanız krediye ulaşım çok zayıf ve para politikasının son zamanda gevşetilmesi kredilerde bir büyümeyi de beraberinde getirmedi. Aynı “kredi sağlama” başlığı altında Zambiya’nın da 4. sırada yer aldığı görülüyor. Ülkenin ciddi borç sorunu var ve kamu borcunun GSYH’ye oranı gelecek yıl yüzde 87’ye çıkabilir. Tabii Fas gibi ülkelerde (ki şu anda 53.sırada) bazı reformların uygulandığı da bir gerçek. Yine de, ankete göre olan iyileşmelerin büyümeye olumlu yansıması çok sınırlı ve 2019 yılının ilk yarısında iflaslarda yıllık yüzde 9’luk bir artış var. Diğer yandan, genel olarak bakıldığında reformların artıları da küresel ticarette 2019 yılında gözlenen resesyondan dolayı giderek azalıyor. Togo ankette 40 sıra yükselerek 97.sıraya yerleşti ve ciddi bir sıralama artışı kaydetti. Bu ülke, geniş çaplı reformların uygulamaya konması ve altyapı yatırımlarının yapılması bakımından (ülkenin bir ticaret merkezi olmasına yardımcı olan adımlar) iyi bir örnek.

Hong Kong: Resesyona doğru kayıyor

Hong Kong üçüncü çeyrekte beklenenden daha derin bir resesyona girdi. Bir önceki çeyrekte yüzde 0,4 azalan GSYH, 3. çeyrekte yüzde 3,2 azaldı. Üst üste iki çeyrek negatif büyüme Hong Kong’un teknik ve genel beklentilerle uyumlu olarak resesyona girdiği anlamına geliyor. Büyümenin kırılımlarına bakıldığında yavaşlamanın genele yayıldığı dikkate çarpıyor. Hanehalkı harcamaları, yatırımlar ve dış talebin hepsinde kötüleşme var. Kamu harcamaları bu sene hız kazandı ama görüldüğü gibi ne yazık ki aşağı yönlü baskıları telafi etmek için yeterli olmadı. Devam eden sosyal huzursuzluklar, dış talebe yönelik belirsiz ortam ve Çin ekonomisinin yavaşlamaya devam etmesi Hong Kong ekonomisindeki kötü gidişatın biraz daha sürebileceğine işaret ediyor. Hong Kong Finansal Sekreteri, bu hafta, yıllık olarak bakıldığında ekonomide bir daralma görülmesi olasılığının ‘çok yüksek’ olduğunu açıkladı. 2018 yılında yüzde 3 büyüdükten sonra 2019 ve 2020 yıllarında ülkenin GSYH büyümesinin sırasıyla yüzde 0,4 ve yüzde 0,3 olmasını bekliyoruz ve bu öngörülerimize aşağı yönde riskler eşlik ediyor.