ALLİANZ SOSYAL RİSK ENDEKSİ

Covid-19 sonrası sosyal huzursuzluklar karşısında en savunmasız ülkeler hangileri?

Yönetici Özeti:

Sosyal huzursuzluklar ve hükümet karşıtı protestolar gibi olaylar, siyaseti ve politik kararları değiştirebilmenin yanı sıra iş dünyası ve yatırım kararlarına da yön verebiliyor. Bu tip olayları da kapsayan sistemik sosyal riske karşı, özellikle hangi ülkelerin daha savunmasız olduğunu belirlemek için Allianz Sosyal Risk Endeksi’ni (SRE) oluşturduk. SRE, 102 ülkenin; siyasi, kurumsal ve sosyal yapısının güçlü ve zayıf yönlerini ve bu yapılara yönelik algıyı ölçerek söz konusu ülkeleri 0 (en yüksek risk) ile 100 (en düşük risk) arasında bir puanla derecelendiriyor. Covid-19 salgını küresel ekonomiyi İkinci Dünya Savaşı’ndan beri görülen en kötü resesyona doğru sürüklerken, özellikle hangi ülkelerin sosyal huzursuzlukta artış riskiyle karşı karşıya olduğunu tespit  etmeye çalıştık.

Danimarka, Finlandiya ve İsveç, en düşük sosyal risk düzeyine sahip ülkeler olarak SRE 2020 sıralamamızda ilk üç sırada yer alıyor. Almanya 5. ve Fransa 9. sırada.

Örneklemimizde, sosyal huzursuzluk riskinin en yüksek olduğu ülkeler ise; Nijerya, Venezuela ve Angola. Venezuela ve Angola son beş yıl içinde de sistemik sosyal riskler bakımından en çok kötüye giden ülkeler arasında.   

Gelişmiş Ekonomiler (GE’ler) Gelişmekte olan Pazarlara (GoP’lar) göre genel olarak sosyal huzursuzluklara karşı daha dayanıklı. Yunanistan (35. Sıra) ve İtalya (30. Sıra) GE’ler grubunun kendi içindeki sıralamada en alt sıralarda  yer alıyor.     

GoP’lar arasında; Slovenya (15. sıra), Estonya (17.sıra) ve Katar (21.sıra) en iyi derecelere sahip ülkeler.

GoP’lara bölgesel olarak bakıldığında, Gelişmekte olan Avrupa ekonomilerinin ortalama olarak en iyi derecelere sahip olduğu, Afrika ve Latin Amerika’nın ise sosyal huzursuzluklar bağlamında yakın gelecekte en çok risk taşıyan bölgeler olduğu görülüyor. 

Covid-19 salgınının patlak vermesinden çok önce birçok ülkede ve bölgede sosyal ve politik risk zaten artmaya başlamıştı. Bazı durumlarda, bu şaşırtıcı değildi. Örneğin, Venezuela’da uzun süredir devam eden kötü siyasi ve ekonomik yönetim birkaç yıldır hükümet karşıtı protestolara neden oluyordu. İran’da da daha önce rejim karşıtı mitingler görülmüştü. Arjantin’de ise tam ders kitaplarında tarif edilen türde bir Gelişmekte olan Pazar (GoP) krizi makroekonomik dengesizliklerin hızlı ve acı verici bir şekilde çözülmesine ve halihazırda zaten zor olan sosyal koşulların daha da ağırlaşmasına neden oldu. Ancak; Hong Kong, Lübnan ve Latin Amerika’da (özellikle; Ekvador, Şili, Bolivya ve Kolombiya’da) 2019’un ikinci yarısında bir dalga halinde ortaya çıkan güçlü ve uzun soluklu hükümet karşıtı gösteriler ani ve beklenmedikti. Özellikle, Şili ve Hong Kong gibi yüksek gelirli GoP’lardaki huzursuzluğun yoğunluğu piyasaları şaşırttı. Dahası, Gelişmiş Ekonomiler (GE’ler) dahilinde de hükümet karşıtı protestoların arttığı görüldü. Özellikle, 2018’in sonlarında Fransa’da mali kemer sıkma politikalarına tepki olarak ortaya çıkan Sarı Yelekliler hareketi diğer birçok ülkede de çok dikkat çekti ve benzer hareketlere yol açtı. Tüm bu gelişmeler bir arada ele alındığında görülüyor ki, bir ülkenin sadece genel ekonomik gelişmişliği değil, o ülkedeki gelir dağılımı, refah seviyesindeki değişimler ve ülke hükümeti ve kurumlarının sübjektif algıları da sosyal riskin boyutunun şekillenmesinde önemli bir rol oynuyor. 2019 yılındaki protesto eylemlerinin çoğu 2020 yılının başlarında da devam etti.  Ancak, Covid-19 salgınının ortaya çıkması ve buna bağlı olarak uygulamaya konan sıkı karantina önlemleri toplu eylemlerin çoğuna uzun bir ara verilmesine neden oldu. Fakat, Covid-19 krizinin ikinci aşamasının başlamasıyla (ekonomik faaliyetlerin ulusal çapta kademeli olarak yeniden başlamasıyla) hem GoP’lar hem de GE’lerde protestoların yeniden başlama ihtimali belirgin şekilde arttı. Ayrıca, Covid-19 krizinin etkilerinden dolayı, sosyal hoşnutsuzluklar ve huzursuzlukların artması ve son yıllarda politik istikrara sahip ülkelere de yayılması olası. Krizin ilk aşamasında (salgının yayılma hızının artmaması için kısmi veya ful karantina önlemleri alan) hükümetleriyle ilgili olumlu düşüncelere sahip olan insanlar şimdi, yetkililerin duruma hazırlığı veya ekonomik zorlukların artmasıyla karantinadan çıkış hızı konularında hoşnutsuzluk duyuyor olabilir. Genel olarak zayıf olan sağlık durumu, artan işsizlik ve yoksulluk, yükselen fiyatlar (özellikle gıda fiyatları) ve mali kaynakların yetersizliği ya da kötü kullanımı nedeniyle hükümetin krize zayıf bir müdahalede bulunması varolan sosyal riskleri arttırabilir.

 Hâlihazırda Mayıs ayında dünya çapında hükümetlerin salgına verdiği karşılıkla ilgili birçok protesto ve gösteriler oldu ve bu protestolara -karantina önlemlerinin gerekliliğinin böylece ispat edilmiş olduğunu düşünen- muhalif bir kesim de oluştu. Şu anda bu protestoların çoğu ciddi sosyal huzursuzluklardan ziyade hafif sosyal hoşnutsuzlukların bir göstergesi. Ancak, bu hoşnutsuzlukların daha ciddi ve uzun süreli protestolara dönüşme ihtimali veya şu ana kadar daha sakin olan ülkelerde ortaya çıkma ihtimali gözardı edilemez.

Bu raporda, Covid-19 salgını sonrasında, yani önümüzdeki yaklaşık 18 ay içinde sistemik sosyal huzursuzluklar karşısında en savunmasız olan ülkeleri tespit edeceğiz. Bu amaçla, bir ülkenin; siyasi, kurumsal ve sosyal yapısının güçlü ve zayıf yönlerini ve bu yapılara yönelik algıyı ölçerek ‘sistemik sosyal huzursuzluklara’ karşı genel dayanıklılığını gösteren bir Sosyal Risk Endeksi (SRE) geliştirdik. Söz konusu sistemik sosyal huzursuzluklar; siyaseti ve politik kararları değiştirebilmenin yanında iş dünyası ve yatırım kararlarını da etkileyebilecek olayları kapsıyor.  

Analiz için seçilen 102 ekonomi içinde tüm GE’ler ve büyük GoP’lar yer alıyor. Her bir ülke için son beş yıldaki değişimi incelemek ve sosyal hoşnutsuzluklardaki potansiyel artışın hangi ülkelerde (görece daha zengin ülkeler de dahil) daha ciddi huzursuzlukları tetikleyebileceğini tespit edebilmek için Sosyal Risk Endeksini 2015 yılı için de hesapladık. Sosyal Risk Endeksi metodolojisinin detayları için raporu inceleyebilirsiniz.

Bekleneceği gibi, Gelişmekte olan Pazarlar sistemik sosyal huzursuzluğa karşı Gelişmiş Ekonomilerden daha savunmasız. Ancak, Doğu Avrupa ve Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) ülkelerinden bazılarında risk GE’lerin ortalaması kadar düşük. GoP’larda, aşağıda da açıklanacağı gibi sistemik sosyal risk bakımından bölgesel olarak büyük farklar var.   

Gelişen Avrupa Bölgesel bazda genel sosyal risk Gelişen Avrupa’da görece düşük. Örneklemimizdeki 18 ülkeden 12’sinin SRE puanı 50 seviyesinin üzerinde ve hatta dokuz tanesinin puanı 60 seviyesinin de üzerinde ki bu onları birçok GE ile aynı seviyeye taşıyor. Bu dokuz ülkenin tamamı AB üyesi ülkeler (Slovenya, Estonya, Çekya, Hırvatistan, Slovakya, Polonya, Litvanya, Letonya, 

Macaristan) ve bu da AB üyeliğinin siyasi ve kurumsal çerçevelerde önemli bir iyileşme gerektirdiğinin bir göstergesi. Ancak, değerlendirmemiz Macaristan ve Polonya’nın son beş yılda sosyal riskte hafif bir artış yaşadığını gösteriyor. Bu, son on yılda bu iki ülkede demokratik kurumların bir şekilde zayıfladığı  gerçeğiyle uyumlu. Nitekim, bu gelişmeler karşısında kamuoyu protestoları da oldu ama protestolara katılım sınırlı ve bu da bu protestoların orta vadede önemli bir etki yaratma ihtimalini azaltıyor. Bölgedeki sadece bir AB ülkesinin SRE değeri 50’nin biraz altında. O da Romanya. Azerbaycan, Bosna-Hersek, Kazakistan ve Rusya’nın da SRE değerleri Romanya gibi.  

Gelişen Asya Gelişen Asya bölgesi için örneklemimizdeki 14 ülkeden nüfusu görece yoğun olan 7 tanesinde SRE değeri 50’nin altında ve bu da, söz konusu ülkelerin sistemik sosyal huzursuzluğa karşı gelecekte ciddi bir kırılganlık gösterebileceği anlamına geliyor. Ortak özellikler olarak, genel olarak olumsuz istihdam ve gelir koşullarına sahip olmanın yanı sıra kamu kurumlarına yönelik algıların da zayıf olduğu bu yedi ülke (en az risk taşıyandan en çok risk taşıyana doğru): Filipinler, Vietnam, Bangladeş, Hindistan, Endonezya, Sri Lanka ve Pakistan. Bunlardan, Sri Lanka ve Pakistan’ın son beş yılda SRE değerlerinde belirgin bir bozulma da yaşandı. Pakistan’da, ekonomik krizin derinleşmesi ve hükümetin ordu ile ittifakında ortaya çıkan ayrışmalar, ülke çapında hükümet karşıtı protesto riskini artırıyor (son büyük protesto Ekim/ Kasım 2019’da gerçekleşti). Sri Lanka’da da hükümetin salgın karşısında aldığı önlemler dini farklılıklara yönelik endişelere yol açtığı için sosyal gerilimin tırmanmasına neden olabilir. Endonezya’da, şirketler yıllık tatil ödeneklerini ödemekte zorlanabilecekleri için lokalize protestoların gerçekleşmesi muhtemel. (İşletmeleri çalışanların üzerinde tutacak) Politika ‘hataları’ ülke çapında grev riskini artırabilir. Benzer şekilde, Bangladeş ve Vietnam da ekonomik açıdan önemli imalat sektörlerinde lokalize sorunlar yaşayabilirler. Hindistan’da, Covid-19 salgınını sınırlamak için alınan karantina tedbirleri, Vatandaşlık Değişikliği Yasası’na karşı ülke çapında Aralık 2019’dan bu yana devam eden protestoların dağılmasına neden olmuştu. Ancak, önümüzdeki aylarda karantina önlemlerinin kalkmaya başlaması ve göçmen işçiler arasında artan hoşnutsuzluk nedeniyle hükümet karşıtı protestolar tekrar ortaya çıkabilir.

Çin ve Tayland bu sıralamada biraz daha iyi durumda, ancak 50’nin hemen altındaki SRE puanları, nispeten düşük sağlık harcamaları ve Tayland’ın turizme bağımlılığı, Covid-19’un ardından sosyal huzursuzluğa karşı her iki ülkenin de zayıflık sergileyebileceği anlamına geliyor. Tamamı yüksek gelirli ülkeler olan dört Asya Kaplanı (Hong Kong, Singapur, Güney Kore, Tayvan), nispeten güçlü kurumsal çerçevelere ve iyi istihdam koşullarına sahip olduğu için SRE sıralamasında görece yukarılarda yer alıyor. Bununla birlikte Hong Kong’un SRE değeri 2020 yılında -1,4 puanlık bir bozulmayla 53,6 seviyesine geriledi ve bu da neredeyse tamamen ‘Hükümete güven’ alt göstergesindeki düşüşün bir yansıması. 2019 yılında hükümete güven duyanlar nüfusun sadece %27’sini oluşturuyordu (karşılaştırmak gerekirse bu oran bir önceki sene %51’di) ve bu durum Hong Kong’da geçen sene boyunca süren hükümet karşıtı gösterilerle sonuçlandı. Çin anakarasının ulusal güvenlik hükümlerini yerel yönetimlerin onayını almaya gerek görmeden Hong Kong’da uygulamaya sokma planlarından duydukları hoşnutsuzluğu göstermek için yüzlerce insanın yürüyüş yapmasıyla ülkede sosyal gerilim kaldığı yerden devam etmeye başladı. Benzer bir yasal değişiklik Mayıs 2003’te önerilmişti ve Sars salgınına rağmen 500 bin kişi protesto için sokaklara istila etmişti. 

Orta Doğu Orta Doğu Bölgesi kendi içinde sistemik sosyal riske ilişkin ciddi bir uyumsuzluk sergiliyor. İran ve Lübnan’da sistemik sosyal risk çok yüksek (her iki ülke de geçen yılki kitlesel protestolara paralel olarak zayıf SRE değerlerine sahip). Ürdün ve Bahreyn’de de sosyal risk yükseliyor. Bunların aksine, SRE’miz KİK üye ülkelerinde nispeten daha düşük sistemik sosyal huzursuzluk riskine işaret ediyor. Bu, daha çok; ithal enflasyon riskini ortadan kaldıran döviz kuru sabitleme politikaları, krizlerin etkisini hafifletmek için kullanılabilecek mali kaynakların büyük olması ve aynı zamanda hükümet etkililiğine yönelik algıların ortalamanın üzerinde olmasıyla açıklanabilir. Bununla birlikte analizimiz, son beş yıl içinde Umman hariç tüm KİK ülkelerinde SRE değerlerinin düştüğünü (dolayısıyla, sosyal huzursuzluk riskinin arttığını) gösteriyor.

Bu eğilim, aslen; azalan kişi başı reel GSYH ve mali gelirlerin yansıması. Bu iki gelişme de; düşük küresel petrol fiyatlarına ve OPEC ve diğer petrol ihraç eden ülkeler tarafından kabul edilen petrol üretim kesintilerine bağlı ve gelecekte ortaya çıkabilecek krizler karşısında mali canlandırma önlemlerine yönelik kapasiteyi azaltıyor. KİK bölgesinde sistemik sosyal riskteki artış eğilimi durmazsa, bazı üye ülkeler sosyal huzursuzluğu bakımından gelecekte sıcak noktalar haline gelebilir. Bunların başında ise, azalan ekonomik servet seviyelerini telafi etmeye yönelik mali rezervleri nispeten düşük olan Bahreyn ve Umman geliyor.     

Afrika Afrika’da, örneklemimizde yer alan 17 ülkenin neredeyse tamamı kötü SRE puanlarına sahip ve bunlardan sadece Mauritius’un (52. sırada) SRE değeri 50’nin biraz üzerinde. Nijerya 19,8’luk SRE puanıyla listenin sonunda ve Güney Afrika da 41,1 puanla 102 ülke arasında 79. sırada yer alıyor (Güney Afrika’nın puanı endeksin neredeyse tüm alt göstergelerindeki zayıflığının bir yansıması). Dahası, Covid-19’un Afrika’da halihazırda zaten yüksek olan sistemik huzursuzluk riskini daha da arttırması muhtemel çünkü sağlık hizmetleri çok zayıf ve şu anda emtia fiyatlarının da düşük olması hükümetlerin bu sağlık krizine mali teşvik ile cevap verebilme imkanını sınırlıyor. Sonuç olarak, 2020’nin ikinci yarısından 2021 yılına kadar kıtada protesto dalgaları bekliyoruz.

Latin Amerika Latin Amerika bölgesinin genelinde sistematik sosyal risk yüksek. Bu bölgeye ait örneklemimizdeki 18 ülkeden sadece; Uruguay, Kosta Rika ve Trinidad & Tobago’nun SRE puanı 50’nin üzerinde. Dahası, çoğu ülkede sosyal risk son beş yılda artmış durumda. İthalat fiyatlarında artışa neden olan yerel para birimlerindeki ani değer kayıpları bölgede esnek döviz kuru rejimine sahip kriz geçiren ülkelerin başlıca zayıflığı. Venezuela, bölgedeki en kötü SRE değerine sahip (son beş yılda -8,1 puan ile 24,7) ve 102 ülkeden oluşan listemizde en alttan ikinci sırada yer alıyor.

Meksika (SRE 32,9: 96.sıra) ve Brezilya (SRE 36,5; 94.sıra) da SRE’de kötü puanlara sahip. Bu iki ülke için en zayıf göstergeler ise: yüksek gelir eşitsizliği, yerel paranın değer kaybı, düşük veya etkili olmayan kamu sosyal harcamaları ve genel olarak hükümete duyulan düşük güven ve hükümetin işini etkin yapmadığının düşünülmesi. Enfeksiyona yakalanan kişi sayısında hâlâ artış olmasıyla birlikte bu iki ülkenin merkezi hükümetlerinin Koronavirüs salgınına karşı aldığı önlemlerin şüpheli duruma düşmesi yakın gelecekte sosyal hoşnutsuzluk ve gerginlikleri arttırabilir. Brezilya için, bu duruma ek olarak; emtia fiyatlarının düşük olması, büyük bütçe açığı ve artan siyasi parçalanma, ekonomik ajanlara hızla rahatlama sağlamak için geniş tabanlı bir mali teşvik sunma ihtimalini sınırlandırıyor. Meksika’da Cumhurbaşkanı’nın iş dünyası yanlısı reformları geri çevirmesiyle önceden zaten düşmüş olan iş çevreleri güveni büyümeyi ve para politikasının aktarım mekanizmasını engelliyordu. Buna ek olarak, ülkenin mal ticaretine ve ABD sanayi sektörünün döngülerine çok bağlı olması toplumun en savunmasız kesimini etkileyecek ciddi bir resesyonu tetikleyecektir. 

Daha genel olarak, Kolombiya (33,5), Ekvador (42,8), Bolivya (44,3) ve Şili (46,9) için nispeten düşük ve bozulmakta olan SRE değerleri, 2019’un ikinci yarısında da görüldüğü gibi bu ülkelerin sosyal huzursuzluğa karşı savunmasızlığını gösteriyor. Yüksek gelirli bir GoP olan Şili’de temel zayıflıkların başında; kişi başı reel GSYH artışındaki düşüş (2017-20F19’da ortalama -%2), yüksek gelir eşitsizliği, yerel para biriminin değer kaybetmesi ve devam eden mali kemer sıkma politikası nedeniyle kamu sosyal harcamalarındaki düşüş geliyor. Benzer şekilde, düşük SRE değerleri ve düşüş trendleri; Dominik Cumhuriyeti, El Salvador, Guatemala ve Panama’yı yakın gelecekte sosyal huzursuzluğun artabileceği ülkeler listesine koyuyor. Peru, Paraguay ve Honduras da kötü puanlara sahip ama son beş yılda bu ülkelerin SRE endekslerinde iyileşmeler var.       

Genel olarak, birçok ülke Covid-19 kriziyle ilgili olarak kötü hazırlanmış gibi görünüyor. Buna ek olarak, Latin Amerika’da sistemik sosyal riskin genel olarak yüksek olması önümüzdeki 18 ay veya civarında bölgenin daha fazla protestoya sahne olabileceğini gösteriyor.

2020-2021 döneminde Sosyal Gerilimler için Takip Listesi  Analizimiz yakın gelecekte sistemik sosyal riske karşı en savunmasız kalacak ülkelerin, son beş yıl içinde SRE değerleri daha da kötüleşerek halihazırda 50’nin altına gerilemiş olan ülkeler olduğunu göstermektedir. Şekil 2’de bu ülkeler grafiğin sol alt köşesinde görülebilir. Bu gruba aslen 11 Latin Amerika ülkesi hakim. Grupta yer alan diğer ülkelerden üçü Afrika bölgesinden.

Gelişen Asya, Gelişen Avrupa ve Orta Doğu bölgelerinin her birinden de ikişer ülke bu gruba giriyor. Şekil 2’nin sağ alt köşesinde yer alan grup, zayıf SRE değerlerine sahip olmakla beraber son yıllarda SRE değerlerinde kötüleşme olmayan ülkelerden oluşuyor. Bu gruptaki 13 ülke Afrika ve 7 ülke Gelişen Asya bölgesinden. Yine bu grupta, Latin Amerika ve Gelişen Avrupa bölgelerinden dörder ülke ve bir tane de Orta Doğu ülkesi yer alıyor. Şekil 2’nin üst yarısında yer alan ülkelerin sistemik sosyal riskleri genel olarak daha düşük. Ancak, bu bölgede de sınıra yakın ülkelerin - özellikle de son yıllarda SRE değerlerinde kötüleşme olduysa (örneğin; Hong Kong, Trinidad ve Tobago, Kosta Rika ve Suudi Arabistan)- yakın olarak takip edilmesinde yarar var. 

Raporun devamı için PDF'i indirebilirsiniz.